bir su kenarında
münferiden
sohbetleniyordum
bildiğiniz duyu denen algılarımın bir bölümünü devre dışı bırakmıştım
aslında onlara duyarga demek beni daha çok eğlendiriyor
duyarga dediğimde gözümün önüne tüm bedenimi saran derimin altından dışarı doğru uzanan ve çekilen uzantılar geliyor
bu içimin dışarı ile teması
dışarının içime nüfus etmesi diye bir diğer hal var ki bunun tümünü size aktarmam olanaksız
tabii aktarmayı deneyebilirim
tüm varlıkların(canlı/ve de cansız saydıklarınızın)kendilerinden yayılan zerreciklerinin etrafa dağılımı esnasında,nefes almasanızda...tüm deliklerinizi kapasanızda (ki mümkün değil)sizinle temas ederek oluşturdukları yeni /hudutsuz varlıklar..her şeyin diğerleri ile tamasının hudutsuzluğunu düşünsenize bir insan yolda yürüyor..yola temas ediyor..havaya..ağaç ,yanından geçtiğin bina üzerine doğru akıyor su tanecikleri asılı dururken onu yararak geçiyorsunuz ve tabii çarparak ,insanlardan, hayvanlardan...varlıklardan zerreler saçılıyor etrafa, hareket ediyor yada etmiyor olmalarının bir önemi yok birbirine harmanlanan tüm şeyler yeni..yani hudutsuz cisimler oluşuyor..dosdoğru bakıyoruz..hayır baktığımızı sanıyoruz..sandıklarımıza bakıyoruz..duyargalarım,duyargalarım beni aşırtıyor
enfes bir manzara