saçlarım daha uzunken uzun uzadıya düşünürken kısa kesmek istiyorum

.

yıldız burunlu köstebek

E-Rüyanda dünyanın daha iyi olduğunu gör.
K-ben bir körstebeğim göremiyorum..göremiyorummm
E-Görmek için gözlerine ihtiyacın yok.
K-göremeyen bir mahluk acaba nasıl hayal kurar ve rüyalanır..kokladığımın rüyası nasıldır...bunun rüyasını görmeyi düşleyeceğim gecemde

renklerin ötesi kokuysa...

varlığın duyuları koklar her şeyi

sürü

şuur insanı cennetten kovmuş
cennet!
şuursuz olmakmış

bilinç, bireysel bilinç, birey olma bilinci, tekli bilinç
çoklu şuuru terk eden tekil bilinç ,
kendi sopası olmak yolculuğuna çıkmış varlığın içsel sancısı...
başkaları tarafından dövülmeye alışmış biri sopayı kendi üzerine sallayabilir mi ?!
ilk özdek
I'm naked and I'm far from all..everything..
away
(kim fox)

insan ve kaligrafik arzular

*ey ! Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk
yüzün yüzüme hiç değmiyor
hak bilmem ben bildiğim tek şey olmak
edinimlerimde hak arzularım hiç olmadı
düşünüyorum da duygular da edinimli olabildiğine göre bir hatıralar zincirim yok demek de saçma
bilmem i bilerek, bilinmez kılma çabaları da saçma, sonuçta bu da bir içkaçamağı
kişi ne kadar saçmalayabilir ki daha

think of Item
Antikçağda Empedokles'ten beri dört temel öğe kabul edilir: Toprak, su, ateş, hava.
Pythagorasçılar ve Aristoteles beşinci öğe "aether"i eklemişler(anlamına siz bakın)
hay ben sizin felsefe taşınızı kırayım eklentilerinizi dağıtayım

think of An Item
halbuki ben
sade ce soğuk bir günde ağzımdan çıkan nefesimin temsili olmak istiyorum
asimile olmuş olmak değil
hay lanet
foseptik çukuruna düşesice *ARD bilgi

Ard: Değirmen taşına buğdayi akıtan oluk...Buğdayı azar azar döken değirmen HUNİsi

(*bilineni o anki işlevselliğinin uygunsuzluğundan "bilmiyorum" kılanlara
*yani düşünce ve duygu sakınanlara..)

keklik gözü/kan damlası


*adonis
yol
..
bir seyir içindeyim
yol a çıktığım yer gözlerime aldığım karede değil
dünya
..
diyorum ki bu sanatı kim yapmışsa içine tüm ruhunu katmış...harikaymış
ancak benim değil
 ..
yinede diyorum ya hiç kimse bir yer değil, algıladığım yer zemin değil...
bu çekim bana ait değil
ağırlığınla değil
hacminle
seviş
özdek
yatağım döşeğim hep sen koksun 

KAVRAK



yaşamanın anlamını kavradım, kalmak için sebep aramıyorum
kendimi yok etme hakkım kendimde saklı..
neşeyle herhangi bir zamanda herhangi bir sofradan kalkıp bunu yapabileceğimi..
..içimde taşıdığımın bilincindeyim
şimdi her şey uçuşuyor..güzel bir sadeliğe doğru yol alıyorum gidebilme becerisine sahip olduğumu algıladığımdan beri gülümseyebiliyorum..kavram karmaşalarıyla uğraşmıyorum(sayılır)...yaşıyorum ve şalterin kendisi benim
güneş bu gün ne güzel doğdu, hava ne güzel kokuyor,bir ısırık ekmek ne kadar lezzetliymiş...sevgi yaşamaktaki içsel dinamikten geliyor..çok komik bu söylediklerim insanlara budanın yanında sırıtıyormuşum yada çiçek çocukların dumanlı kafasıymış gibi geliyor halbuki onları hiç bilmiyorum..çağrıştırmalar yapmadan anlatılamıyor bazı duygular..aslında bukadar çok kelime sarfetmek gerekmiyor,,
Sarmal olarak yaşıyoruz tüm duyulara sarılmış izotoplar gibi.

masal bu ya !


(Turritopsis Nutricula)
*fractuuss/fraktal arzular
bütünü parçalamadan yada kırmadan doğrudan denizanasının var oluşunu algılar gibi yaşayıp sürmek

(stefan kuhn)

af - buyurun !

içimde
saftitreşim halinde bir bilinç okyanusu var
  üzerime kapaklanmış rüzgarınız , esiyor da esiyor
dalgalarım yaprak yaprak salınıyor
  hışırtısı sizi mi boğuyor !

diğer dağdan kulağına çinilendiğinde


                                              güzel popo

güvenceli bölge/ güve bölgesi


*kavram kaynar kazanda

-sen kimsin?
-sen güvenebileceğim biri misin?
güvenilebilecek olan kimse kendini ne bilsin..


kavramlar ancak gözlemcileri tarafından keşfedildiğinde anlam yüklenir ve özellik kazanırlar, beni doğrudan gözlemleyebiliyorsan kavrayışın ve algılayışınla(ancak o zaman..belki de doğru) biçimlendiriyorsun demektir.

çırpınmaya gerek yok çünkü, bilmek diye bir şey yok,bu gün öyle sanarken yarın olmadığını öğreneceksiniz

kavramlar biçimlerdir ve oldukça kaygandırlar, kimseye onlarla tutunulamaz, eğer bunu dillendirirsek; her cümle kibrinizle başlar ve soru işaretiyle sürer,hiçlenerek biter, üstelik bu soruların içinde kendince cevaplar barındırıyor olmak kişiyi sanrısal bir varlık yapar, zaten bu yüzden kuşkuçuluktan dem vuruyor insanın içi, ana sorun şudur ki ; tasarımlarını tek başına yapanlar sadece ekolarını duyarlar...aynaya baktığında beni görebiliyor musun ? kendini yitirmeden beni de algılaya biliyor musun?

düşüncelerde sezgileri derlesek ve şöyle dolaşsak...  Evren: vaha, vahiy, vahim..eğer evren vahimden ibaret olsa gerçek varlığı olmaz o zaman her şey hayalden ibarettir,bu durumda hayal kuramadığımızı söylüyorsak ; kuramadığımızı söylediğimiz şey yaşamaktır
yada vaha olsa üzerinde bulunduğumuz yer az bulunur bereketli alandır kıymetini bilmek, ayaklarını sağlam basmak gerek
yahut vahiy olsa buyruğun kendisi doğrudan biziz, yine yaşa, yaşa, yaşa



-sen kimsin?

*-kelebek sen misin?

-sen güvenebileceğim biri misin?

*-kaç mevsim edersin?



Ben bir tüyüm açık gökyüzünde

Bu düzlükte dörtnala koşan o mavi atım

Ben parlayan ve suda dolanan o balığım

Ben çayırların sevinci – akşam güneşiyim

Ben rüzgârla oynayan bir kartalım

Ben ışıldayan damlalardan bir güvercinim

Ben en uzak yıldızım

Ben sabahın serinliğiyim

Ben yağmurun vurmasıyım

Ben donmuş kar üzerindeki parıltıyım

Ben ayın göl üzerindeki uzun yansımasıyım

Ben dört renkli bir alevim

Ben görüntüsü alacakaranlıkta kaybolan geyiğim

Yaban kazlarının kış göğünde

Uçarken çizdikleri açıyım

Ben kurt yavrusunun acıkmasıyım

Ben bunları saran rüyayım

Anlıyor musun – ben yaşıyorum ben yaşıyorum

Ben dünya ile iyi ilişkiler içindeyim

Ben güzel olan her şey ile iyi ilişkiler içindeyim

 (Scott Momaday)

yaşayan kimse güvenceyi neylesin



Anlıyor musun? ANLAMA !
ALGILA

bu orta şekerli bir kahve değil



yakıtım kendimden ancak onu yakacak enerji de gerekir
kendimi küçümsemiyorum ancak büyümsemiyorumda

ancak acı kahve içenler bu duyguyu seslendirebilir

tatlı kibrinizi kendiniz için

tüm tepelerimin arasındaki ak bütünlüğüm

belki de dalgalanıyorumdur rüzgarımda
belki de masmaviyimdir uykumda
uyanışımda bir kap suyla yeşeririm belki
belki süttür ağarTAN beni
çizgisizlik renksizliktir belki
yinede
huzuru bana ocakta taşırTAN
iki tepemin arasındaki bütünlüğüm

termodinamik

yeşil akıyor kanım
ve
mavi
ve
kızıl gün batımı tenim
balık pulları dolaşıyor kanımda
gözlerim yıldız dolu
burnumdan soluduğum
ağzımdan nota olarak çıkıyor
çok neşeli
şu yaşam denen devinim

ısı devingisi kendi olan varlık

bu mahi içinde bir kütle olarak yüzgeçlerim dahi oluşmadı,böylece sürtünme kuvveti olmadan var olmayı bildim,bundandır ki başka türlüsünü bilmiyorum,solungaçlarım bile yok benim ,sizin gibi nefes almayı da bilmiyorum , gözlerim henüz oluşmadı neyin içinden neye doğru akacağımı hissettiğimden huzurlu ve dinginim,beklemiyorum deviniyorum

ne bileşik ne asal

                                                 (Shayna Leib)
                                               

yine de




ağsal bileşke
akışı

all is dia gone


Zamanın sürekli akıp gittiğini söylüyorsak ve bu akışın hızını algılanamaz buluyorsak,akılkabını diagonal çizdirmişiz demektir.Zaman bilince saplanmış yersiz bir kavramdır

küstah

-adın nedir?dedi kadın
_adım sensin. dedi adam





işte bu gayet yalın
işte ben buna aşk diyorum





*indirgendiğini mi düşünüyorsunuz? çok küstahsınız!

*



akıl deviren enfes bir serinlik

(hayatın tam ortasında,kutlu bir esenlik içinde yaşıyorum.Ben de her şeyle beraber yanmıyor muyum? Siz ne sanıyorsunuz..)

dilduygusunun uygusu





                                                        (dennis wojtkiewicz)


aşkın dili liriktir , bir limonu ısırmak arzusu gibi…

adı kendi olan


 görünür evren ışığın başlangıçtan bugüne erişebildiği mesafeyle sınırlıydı
 ancak
 evrenin ufuk çizgisi sürekli genişleyerek göremediğimiz bölümleri de içeriye alıyor

erişebildiğim;
 insan olarak kendimi bir Karyatid gibi hissediyorum
 diğer yandan….ufuk çizgisi içime dolduğundan beri

 d uygum da
 adım seslenildiğinde,onun bize ait olmadığını keşfediyorum ama bunu söyleyemiyorum
 çünkü gerçek adımı telaffuz edemiyorum,sadece zihnimde ve duygularımın dolandığı bedenimde duyabiliyorum