kendime
saate bakıyorum 05:05
hayır! haaayıır!
kendi nefesimin sıcaklığından ve kokumdan sıyrılıp başımı çıkarıyorum yorganın altından,gözlerimi açmamak konusunda ısrarlıyım.Yüzüme kapıdan doğru soğukluk vuruyor yanağımı avucuna alıyor burnumun ucunu ısırıyor,soğukla sevişmeye alışamıyorum bir türlü, tekrar içime kendi sıcaklığıma doğru kaykılıyorum.Bazı saba-h-lar beni yataktan fırlatıyor,deli gibi neden yataktan zıpladığımı bilmiyorum ,üstelik bu iç suyumun çırpıntılanmasına sebep oluyor,bedenim açık denizde bir tahta parçası gibi suyumun dalgasında yalpalıyor,aslında bundan hoşlanmıyor değilim bastığım zeminin altımdan kayması her daim bilincimi açık tutan şeylerden biri olmuştur.
Banyoya yöneliyorum,öylece durup musluklara bakıyorum.Bunca su dolu bir varlıkken bedenimin darasından kurtulmak isteği beni hep suya doğru sürükler,ona duyduğum tutkuyu nasıl anlatabilirim ki! üzerimden akarken ,içine girdiğimde,battığımda kabımdan sıyrılabileceğim duygusu sarar içimi ,bir kabuktan sıyrılabilme düşüncesi.Su akıyor, tepemi dövüyor ağır ağır çözülüyor derim,yırtılmadan, yarılmadan sadece eriyor önce yüzüm kayboluyor,gözlerim düşüyor,bir kurbağanın suya atlaması gibi bir ses geliyor eriyen kulaklarıma, ardından omuz başlarım çözünüyor, köprücük kemiklerimin düşüşünü duyuyorum, zeminde çıkardığı sesi, ayrışıyorum . Ayrışırken içimden geçen çözelti olmak değil ,su olmak da değil,devinimimi algılamak istiyorum, sıfır bölgesinde parçacık olmak kütlesizleşirken ışığımın dalga boyunda yayılmak.
Mutfağa doğru seğirtiyorum bir bardak su içiyorum "ne kadar sulu bir sabah" derken yüzümde bir sırıtıştan çok ışık var.Tabureyi camın kenarına çekiyorum bir bardak yoğurt içsem.Pencereyi açıyorum, altın mı ,sarı mı ,bej mi gözlerimin bulamadığı renkteki nar dallarını seyrediyorum, rüyamda gördüğüm sahrayı hatırlatıyor bu tarifleyemediğim renk ,irkiliyorum. Boş arazinin küçük bataklığını,üzerindeki yeşil fotosentezciyi ona bulaşan çamuru, salınan sazları birbirine seslenen kuşları en çok rüzgarı, en çok onu dinliyorum ,o yuvasından yatağından kaldırıp tüm kokuları gezdiriyor, tüm zerreleri ,tozu ,tohumu döndürüp duran rüzgarı. Gece güne döndü selamı ile göğsüme çarpmasına sadece ufak bir ürperti ile karşılık veriyorum.
Ay'ı göremez oldu gözüm gün ışık yığınını gözlerime serptiğinden
Gün sen Aydın
rüzgar Saba-hımı ayılttın
sürer gider nidası foton'un hızına erek gönlümün