sade ce sen ve ben olsaydık sevişmek dikromatik bir hiss olabilirdi
yatağa uzanıyorum
sol yanımda bir kitap ,sağ yanımda gece,bir süre sonra solumu kavrayıp sağıma doğru yatırıyorum ,aklımın üzerime çıkmasına izin vermiyorum,yataktan aşağıya doğru iteliyorum onu, gözlerimi kapadığımda saydamlığın içine yeşil akmaya başlıyor,akan yeşilin mahiyetini kavramaya çalışıyorum ,çocukluğum,konya daki su parkı geliyor aklıma rengarenk akan sular,değil ! bu yeşil o değil ,içinde yüzmüyorum ,sanki yaşayışın kendisi öyle ,aklımı yataktan aşağıya sıyırdığımı hatırlıyorum anlamaya değil algılamaya açıyorum kendimi,sevgi ile şakalaşır gibi bir el kıstırıveriyor burnumu "iyi geceler" dediğini duyuyorum, bir şehir beliriyor gözümün önünde bir adam yemek yiyor denize karşı yeşil ışıklar ışıldıyor, uzaklarında suyun üzerinde, sonra sarı, kırmızı, mor, mavi karışıyor gözümün içinde hare hare patlıyorlar o kadar yaklaşıyorlar ki gözümü açıyorum ,burnumu elliyorum ,sanki parmaklar gerçekten burnumu kıstırmış gibi ,şefkatine gülümsüyorum
yeşil,yeşil,yeşil
yeşilin içinde sevişiyoruz
seviştiğim yeşil mi ? adam mı ? adam mı yeşil ? ben mi ? sevişmek mi yeşil !
yeşil, yeşil
yeşilin içinde buğulu tenlerimiz,sevişmekten mi buğulanmış tenlerimiz,tenimizden çıkan buğu mu yeşil,vahşi tadıyla genzimizden kayarak içimize akan yeşil,taze çiğ kokulu yeşil, kanımıza karışan yeşil
kırmızı
yeşil
şimdi,şimdi
bedenlerimizden dışarı taşan mahi-devran
kahverengi
tırnaklarımın mavisine ay taşını katıştırmayı düşünerek doğruluyorum uykumdan,parmaklarıma gök bulaşmış gibi,atmosferin rengi var mıdır? Eğer saydamlığını sis pus toz bozuyorsa ve onlar yerden , gökten gelen renkleri tutuyorsa sisin, pusun, tozun varlığına şükretmeli miyim?
önce neden bunu yapmak için yataktan fırladığımı anlamıyorum , anlamıyorum bunu neden yaptığımı !?
ardından renk sıkalama sırıtıyorum,kör olmaktan korkmuş olmalıyım..
* bu bir rüya değil
